Menü

Hasan Gören

(+90) 538 403 93 71

Çanakkale Şehitlikleri Ziyaretinde vazgeçilmez
KOKARTLI ALAN KILAVUZUNUZ


Norfolk Alayı

Türkiye'de bilinmeyen ama, İngiltere'de son zamanlarda üzerinde durulan bu olay, İngiliz kuvvetlerinden 54.Tümen, 163.Tugay ve 1/5 Norfolk Alayı'na mensup Sandringham Bölüğü'nden askerlerin yaşamış olduğu olaydır.

İngiliz yetkililere göre, I.Dünya Savaşı bitiminde özellikle 1/5 Norfolk Alayı'nın askerlerinin kayıp olduğunu ve Türklerden bu askerlerin akıbeti konusunda bilgi verilmesini istemişler. Ancak, Türk yetkililer bu konuda bilgi verememişler. 12 Ağustos'ta Küçük Anafartalar ovasında Türkler ve İtilaf kuvvetleri arasında gelişen mu harebede, İngilizlerin 163.Tugay’ı Türklere karşı taarruza girişmiş ancak, Türklerin kuvvetli top atışları ve keskin nişancılar (snayper) karşısında İngilizler büyük ölçüde zayiat vermişlerdir.

54.Tümen komutanı General Inglefield, 1/5 Norfolk Alayı'nın komutanı Yarbay Sir Horace Beauchamp, Sandringham Bölüğü'nün komutanı ise Yüzbaşı Beck'dir. İngiliz kuvvetlerine orada müdahale eden, Türk kuvvetlerinden 36. Alay'dır. Alay Komutanı Binbaşı Münip Bey’dir. Askeri kaynaklarda Binbaşı Münip Bey, o günkü muharebeyi anlattığı Harp Ceridesi'nde İngiliz taarruzunun başarısızlığa uğratıldığını ve 35 esir aldıklarını ifade ediyor. Bu esirlerden bazılarının ifadeleri de mevcuttur. Bunlardan biri olan 3357 Sicil numaralı Er A.G.Brown (1/5 Norfolk Regt. 54 Div. 163 Brigade East Anglian Division) yakalandıktan sonra Türk komutanlara verdiği ifadesi şöyledir:

Kraliyet Norfolk Alayı taze kuvvetlerin bir parçası olarak 29 temmuz 1915’de İngiltere'de gemilere bindirilidiler. Savaş tecrübeleri yoktu. Ordu mensuplarınca tatil gecesi askerleri diye anılan savunma birlik lerine bağlıydılar. Norfolk alayı, savaş hattı gerisinde iklime alışmak için bekletilmeden 10 Ağustos günü Suvla Koyu'nda unutulmaz bir macera yaşamak hayali yerine cehennemi andıran bir kabusla karşılaştı.

Sahile yakın bir yerdeki tuz gölü, kavurucu yaz sıcağının etkisi ile kurumuş ve güneşin parlaklığını ve ısısını ayna gibi Norfolk alayı'nın üzerine yansıtıyordu. Kuzeydeki Kireçtepe, iki yanında Kavaktepe ve Tekketepe, güneyindeki sarıbayır arasında kalan Suvla düzlüğü, dev bir arenayı andırıyordu. İngiltere'nin Derham kasabasında toplanan Norfolk Alayı 4. ve 5.taburları, anayurtlarından uzak bu topraklarda kendilerinden önce gelenlere mezar olan bölgede şaşkına döndüler.

Bu öncü tümenin ilerleyişi tam bir bozgunla sonuçlanmıştı. Gelibolu Savaşında İngilizlerin gösterdiği şaşkınlık ve beceriksizliğin tipik bir örneğini verdiler. Öğleden sonra saat 4’te topçu desteği başlayacaktı. Ama 45 dakikalık bir gecikme oldu. Haberleşme hatası yüzünden gecikmeyi öğrenemeyen topçu desteği saatinden önce başladı ve boşuna ateş gücünü harcadı. Belki de kendi askerlerinin bir bölümünü kendileri vurdular. *(Gelibolu’dan Kafkaslara - İsmail Hakkı Sunata)

Bir askerin günlüğünde şu notlar düşülmüştü:

Savaş alanı hiç incelenmemişti. İngiliz komutanların, arazi hakkında bilgileri yoktu, hedefleri hakkında tam bir karara varamamışlardı. Haritaların çoğu son anda rasgele çizilmiş ve yanlıştı. Türklerin gücünden de habersizdiler.

4.Norfolk Taburu, geride olmak üzere, 163. tümen, gün ışığında çıplak ovayı geçmeye çalışmanın bariz bir hata olduğunu anladığında ancak 900 m. kadar ilerleyebilmişti. Türklerin direnci İngilizlerin tahmininden çok daha büyüktü. İngiliz tümeninin büyük bir kısmı makineli tüfek ateşi ve şarapnel mermileri altında kaldığı için olduğu yerde çakılmıştı. Ancak sağ tarafta yer alan 5.Norfolk taburu daha az bir mukavemetle karşılaştığından ilerlemeye devam etti.

12 Ağustos 1915 günü bir bölük asker bir ormana girdi ve bu onların en son görüldüğü andı. Bölüğün ismi Sandingram, kayboldukları sanılan yer Küçük Anafarta köyü yakınlarıdır.

1919 yılında bölgeye gelen İngilizlerin araştırma yaptıkları ve 122 İngiliz askerine ait ceset kalıntılarını buldukları artık bir sır değil. Cesetlerin bulunduğu nokta Azmak mezarlığından Tekke tepeye doğru yaklaşık 1200 metre mesafededir. Anılan nokta 1919 da İngilizlerin çizmiş olduğu haritaya uygundur.

Nigel Steel'in yazmış olduğu kitapta İngiliz askerlerinin günlüklerinden bölümler vardır.

" Öğleden sonra 4 sularında hücuma geçeceğimiz söylendi. Siperlerimizden çıktık ve kurşun yağmuru altında ilerlemeye başladık. Üzülerek bildiriyorum ki bu hücum tam bir başarısızlık lasonuçlandı. Çok kişi öldü. Önümüzde tahminimizden daha çok Türk vardı. Önümüzde bizim çiftliğin tarlalarına benzeyen sadece daha küçük boyutlarda tarlalar ve küçük çiftlik evleri vardı. Tarlaların çevereleri yüksek duvarlarla çevriliydi ve hen dekler kazılmıştı. Bu, bizim küçük partilere bölünmemize neden oldu ve çok zayiata mal oldu. Bütün bölükten sadece 384 kişi ve 4 subay kalmıştık. Diğerlerinin nereye kaybolduğunu düşünmek bile istemiyordum. Hepsi ölmüş olamazdı, herhalde bir kısmı esir alınmıştı. En son Alec ve Frank amcayı gördüğümde arkamdaki tarladaydılar. Türk makinalı tüfekleri ateş, topları şarapnel kusuyordu, akşama kadar karşılıklı ateş ettik. Kendimi aniden Norfolk'tan 40 kişi ve diğer 4 bölükle birlikte buldum. Saat 9 civarında Türkler sol yana geçtiler ve daha çok askerimizi öldürdüler, bir yandan da önümüzdeki tarlaları ateşe verdiler ve bizi geri püskürttüler. Ben, daha geride başka bir noktada sipere girdim. Türkler bu sefer sağımdan ilerlediler ve daha da geriye dönmek zorunda kaldık.“ Demek ki Norfolk’tan kurtulan var.

Olayın aslı şöyle gelişmiştir:

Sandringham bölüğü, İngiltere Kıralının Sandringham malikanesinin müstahdemlerinden oluşan bir bölüktür. Hayatları boyunca kahyalık, bahçıvanlık, ahçılık yapmış sivil ruhlu bir takım hizmetkarın alelacele hazırlanıp cepheye sürülmesinin doğal sonucu olarak ve kendilerini krala yakın hizmet etmenin verdiği gururla, acemice diğer bütün bölüklerden ayrı olarak öne atılıp Türk keskin nişancılarının tam ortasına düşmüş olmalarıdır. Olay 12 Ağustos günü Anafartalar savaşları sırasında cereyan etmiş ve bölük Türkler tarafından çok kısa süren bir çarpışma sonucu bir kısmı hariç tümüyle imha edilmiş ve neticede olayın geçtiği yerdeki ormanlık alanda yangın çıkmıştır. Daha sonra Kral, hizmetkarlarından oluşan bu birliğe ne olduğunu Ian Hamilton'a defalarca sormuş ve tatminkar bir cevap alamamıştır. Bu bölük hakkında zaman içinde buluta girip yok olma türünden efsanevi hikayeler üretilmiş, zamanın medyatik bir olayı haline gelmiştir.
Buradan anlaşıldığına göre bu birlikten kurtulanlar var. Hatta esir olanlar var. Esir kamplarında bu birlikten esirlerin olduğu tesbit edilmiştir. Ayrıca bu birlikten bazı yaralıların İstanbul Hastanelerinde tedavi gördüğü bilinmektedir. 36.Alay Komutanı Binbaşı Münip Bey Harp Ceridesinde 35 esir alındığını yazmıştır.