Menü

Hasan Gören

(+90) 538 403 93 71

Çanakkale Şehitlikleri Ziyaretinde vazgeçilmez
KOKARTLI ALAN KILAVUZUNUZ


MerhabaZiyaretçi

Ben Hasan Gören

Çanakkale Savaşları Gelibolu Yarımadası Tarihi Alan Kılavuzu

Hakk'ın yerini bulduğu,

Birlikten kuvvetin doğduğu TOPRAKLARA
Aziz şehitlerimizin ruhuna bir Fatiha okumaya,
Yarının kıymetini anlamak için,
Dünü bir kere daha hatırlamaya
BEKLİYORUZ

DEVLER ÜLKESİNDEKİ DEVLER SAVAŞI...Bu devler savaşını sürükleyici bir anlatımla, sanki Mehmetçiklerin yanında onların nefeslerini duyarak, savaşın alevini yüreğinizde hissederek bir kez daha dinlemek (yaşamak) istiyorsanız DOĞRU YERDESİNİZ...

Çanakkale'denBir Öykü

1915 yılı… Çanakkale Savaşı'nın en kanlı günleri…


Vefa Lisesi öğretmenlerinden Ahmet Rıfkı Bey, sınıfa girip öğrencilerine selam verir ama onlar bu selamı karşılıksız bırakırlar. Hoca şaşkındır. “Hayırdır çocuklar” der. Arka sıralardan bir öğrenci ayağa kalkar ve “Hocam mahallede eli ayağı tutan herkes Çanakkale'de… Bizim yaşımız uymuyor diye göndermiyorlar. Siz ise hâlâ buradasınız! Vatan elden giderse aldığımız eğitim ne işe yarar” diye sorar. Çok üzülen hoca, hemen bir dilekçe yazarak okuldan ayrılır. Çanakkale yoluna düşmek üzere hazırlıklara başlar. Ancak Şehzadebaşı'nda birlikte oturduğu annesi yaşlı ve hastadır. Başka kimseleri de yoktur.Ahmet Rıfkı Bey, mahalle bakkalı Selahattin Adil Efendi'ye gider ve cebinde getirdiği “üç otuz para” olarak ifade edilen tüm birikimini uzatır: “Selahattin Amca, Allah'ın izniyle vatanın böğrüne saplanan hançeri çıkarmaya gidiyorum” der. “Bütün param budur! Senden ricam, anamı iaşesiz bırakmamandır. Biriken borcumu döndüğümde öderim…” Helalleşirler, ayrılır..

Atatrk

Mayıs ayında gittiği Çanakkale'de çeşitli cephelerde savaştıktan sonra, aralık ayında şehit olur. Annesi Ayşe Hanım dayanıklı bir kadındır. Gözü yaşlı dua ettiği günlerin birinde bakkala olan borcunu hatırlar. Hemen gider; “Selahattin Efendi, biliyorsun oğlum Çanakkale'de şehit düştü. Şehitlik künyesi ve üzerinden çıkanlar, bir ikramiye ile bana ulaştırıldı. Bizim şu veresiye defterini çıkar da helalleşelim. 7 aydır beş kuruş ödemedik. Evladım borçlu yatmasın!..” Selahattin Efendi “Senin okuman yoktur, bir yakınını gönder, biz onunla hesaplaşırız teyze” cevabını verir. Ayşe Hanım yanına komşunun kızı Gülşah'ı alarak tekrar bakkala gider. Selahattin Adil Efendi titreyen elleriyle defteri açar ve komşu kızı okumaya başlar. Okurken gözleri dolar ve hıçkırıklarını tutamaz. Zira şehit Ahmet Rıfkı'nın hesabı kırmızı kalemle çizilmiş ve sayfaya boydan boya şöyle yazılmıştır: “Bu hesap Ahmet Rıfkı'nın helal kanıyla ödenmiştir, vesselam…”

1915-1916 Öğretim Yılı'nda, o zamanki adı “Vefa Sultanisi” olan Vefa Lisesi'nin son sınıf öğrencileri, erken mezun edilerek bazı öğretmenleriyle birlikte, gönüllü olarak Çanakkale Savaşları'na katılırlar. Bazı kaynaklara göre, Vefa Lisesi'nin o dönemdeki öğretmen ve öğrencileri asker üniformalarıyla okulun bahçesinde toplanır ve marşlar söyleyerek Şehzadebaşı'na yürürler. Meydanı dolduran halk, Vefalıları alkış ve dualar arasında savaşa uğurlar. Vefalıların çoğu İstanbul Erkek, Kabataş, Galatasaray, Balıkesir, Kayseri, Sivas ve diğer sultanilerin öğrencileri gibi şehit düşerler. Şehit öğrencilerin çokluğu nedeniyle Vefa Sultanisi 1918 yılına kadar mezun veremez…


Hakkımda

1955 yılında Çanakkale ili, Eceabat ilçesi Seddülbahir köyünde doğdum. Çocukluğum bu topraklarda geçti. Yaşıtlarım gibi ben de okul harcamalarımın büyük kısmını araziden topladığımız savaş kalıntısı malzemeleri, (hurda kurşun, demir, bakır vb. savaş kalıntılarını halktan toplayıp, daha büyük tüccarlara pazarlayan kişilere) satarak sağladım. Savaşa katılan gazilerimizin anılarını dinleyerek büyüdüm. İlköğrenimden sonra Gökçeada Atatürk İlköğretmen Okulu'nu yatılı okuyarak, 1974 yılında öğretmen oldum. Öğretmenliğim sırasında Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Eğitim Önlisans Programını tamamladım. Yurdun en doğusuna varana kadar çeşitli yerlerinde, öğretmenlik ve okul idareciliği görevlerinde bulundum. Biri banka müdürü, biri uzman doktor, biri de kimya mühendisi olan üç çocuk ve dört kız, bir erkek torun sahibiyim.
2.000 yılında emekliye ayrıldım. 2.010 yılında da Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı Müdürlüğü bünyesinde açılan Alan Kılavuzluğu Kursuna başvurdum. Kursu başarıyla tamamlayarak, "Alan Kılavuzu" sertifikasını aldım. Halen, doğup büyüdüğüm bu kutsal topraklarda, alan kılavuzluğunun yanı sıra, Çanakkale Savaşları konsunda çeşitli araştırmalar da yapmaktayım.

Amacım

  • Savaş alanlarını ve şehitlikleri ziyarete gelen misafirlerimizi en doğru bilgilerle bilgilendirmek;
  • Şehitlerimizin kanıyla yıkanmış bu kutsal toprakları en iyi şekilde tanıtmak;
  • ÇANAKKALE RUHU'nun yaygınlaşmasına çalışmak;
  • Yöre halkına hizmet etmektir.


Savaş alanlarını ve şehitliklerimizi gezmek isteyen ziyaretçilerimize, şu ön bilgi ve yorumumla yardımcı olmak isterim: Şanlı bir millet olmanın heyecanını duyuyor ve Türkiye Cumhuriyeti'ne mensup olmanın gururunu yaşıyorsak, bunu Çanakkale Şehitleri'ne ve Gazileri'ne borçluyuz.

Bu topraklarda neslimizin sonsuza kadar, huzur ve refah içinde, tam bağımsız, ulusal egemenliğe sahip bir devlet yapılanması içinde, hayatlarını sürdürmelerini istiyorsak; bu savaşın önemini ve kazanımlarını iyi anlamak, özümlemek, yaşam biçimini bunlara göre şekillendirmek ve bu kazanımları, kuşaktan kuşağa taşımak zorundayız.

Çanakkale Savaşları ile Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atılmıştır. Bu savaşlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin "ÖN SÖZÜ"dür.


Bu savaşlarda yurdun her köşesinden, her etnik kökenden, her din ve mezhepten insanlar, bu sınırlı farklılıklarını bir tarafa bırakarak, birlikte, omuz omuza mücadele etmiş, şehit ya da gazi olmuşlardır. Bu insanlar, şehitliklerde koyun koyuna yatmaktadırlar. Bu toprakları Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Rum, Ermeni, Yahudi, Erzurumlu, Edirneli, Trabzonlu, Diyarbakırlı dedelerimiz, birlikte bize VATAN yapmışlardır.

Bugün, dedelerimizin biri birlerinin elinden şehadet şerbetini içtiklerini bilmediğimiz, ya da öğrenemediğimiz için, bir birimizi ÖTEKİLEŞTİRMEK çabasındayız. Halbuki, Çanakkale Zaferi'nin hangi şartlarda, kimlerle, kimlere karşı ve nasıl kazanıldığını iyi bilseydik, bugün birbirimize karşı "ÖTEKİ" gibi davranmaz, düşman olmazdık. Böylece, düşmanlarımızın da ekmeğine yağ sürüp, iştahlarının kabarmasına sebep olmazdık. Vakit henüz geç değildir, gelin bu savaşı iyi ve doğru öğrenelim, öğretelim. Davranış biçimlerimizi, bu kazanımlara göre şekillendirelim. Böylece, gelecek nesillere rahat, huzurlu, refah seviyesi yüksek, ulusal egemenliği kurumsallaşmış ve tam bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti emanet edelim. Bu yolda hiç bıkmadan, yorulmadan çalışmayı, ilke edinelim.

Çanakkale Savaşları Gelibolu Yarımadası Tarihi Alanını ziyarete gelen konuklara hizmet vermekteyim. Çanakkale savaşlarını benim anlatımımdan dinlemek, savaş alanlarını ve şehitliklerimizi benimle gezmek isterseniz, aşağıdaki telefondan bana ulaşabilirsiniz. Şimdiden teşekkür ederim.